gelişmiş arama
Kreş ve Yuva Rehberiniz

Tek Çocuk

Tek Çocuk
15
MART
Tek Çocuk
Yazar :Uzman Psikolog Esin Özer Bakır
Kategori :Çocuk & Beslenme
Görüntülenme : 401

Tek bebekli aile sayısı her geçtiğimiz gün artmaktadır. Gerek sosyo-ekonomik sebepler gerekse ailelerin çok sayıda çocuğa yeteri kadar alakayı gösterememe endişeleri tek bebekli aile sayısının artmasına sebep olmaktadır .

Tek çocukla yetinen aileler çoğunlukla çocuk sahibi olmaya fazla ölçüt veren ve çocuk yetiştirme ile ilgili endişeleri durumda olan ailelerdir. Bu aileler çocuklarının gelişme dürtülerini engellememeye, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini desteklemeye önem verirler. Bu kaygıyla çocuklarını çok savunup kollama, meydana çıkabilecek her çeşitli problemde kendilerinde bir yanlış bulma eğiliminde olabilirler. Bu da çocuğa uygulayacakları disiplinde dengesizliklere neden olabilir . Mesela çocuğun her talebini karşılamaya çalışmak, tüm hükümleri çocuğun vermesine izin vermek büyük sıkıntılara sebep olabilmektedir . Nedeni ise çocuklar bizzat gereksinimlerinin karşılanmasında diretseler de bir biçimde sınırlandırılmaya ihtiyaç duyarlar. Davranışlarına, yaşlarına uyumlu kısıtlar getirildiğinde daha keyifli , daha yaratıcı olurlar. Her konuda bizzat talep ettikleri olsun, kendileri hüküm versin isterler ama bu kararların ya da davranışların neticesinin sorumluluğunu almaya hazırlıklı olmayabilirler. Bu da çocuğun başarısızlık yaşamasına ve  "sen istedin bu biçimde oldu" benzeri suçlanmalara sebep olabilmektedir .

İlk üç senede tüm çocuklar tek bir bireyin bir çok kez alakasına muhtaçtırlar ve olabildiğince annesi ile temaslarının yoğun olması mühimdir . Bu dönemde çocukların bu tek şahsiyet yoğun alaka gereksinimi karşılanabilirse; bu çağı sıhhatli bir biçimde geçirirler. Fakat üç yaşından daha sonra tam bir sosyalleşme ve bireyleşme dönemine girilir. Yuva benzeri toplumsal bir müesseseye gitmek bu dönemde çocuğun toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı mühimdir . Eğer çocuk bu biçimde bir müesseseye gidebilirse, yaşıtlarıyla ya da başka çocuklarla birlikte olma, oyun oynama ve yaşantıdan tecrübe kazanma gereksinimi  karşılanabilecektir. Fakat çocuk üç yaşına gelmiş meydana gelmesine nazaran halen yalnızca yeşitkinlerle beraber meydana geliyorsa , çocuklarla süre geçirme imkanı verilmiyorsa, bu vaziyet çocuğun sosyalleşmesini ve yaşıtlarıyla sıhhatli ilişkiler kurabilmesini geciktirebilir. Çocuk paylaşmayı, beklemeyi, dinlemeyi, kurala uymanın ehemmiyetini ve bir gruba ilişkin olmanın keyfini en gösterişli çocuklarla içinde bulunduğu deneyimde öğrenebilir.

Tek bebekli ailelerde çocuk amaçlı ayrılan özel süre ,  çok bebekli ailelere yönelik arzu eder istemez daha fazladır. Aileler zamanlarını iyi planlar ise çocuğun her tür ruhsal ihtiyacını karşılamaları amaçlı gereken imkanı bulabilirler. Tek çocuk olmanın belki  de en mühim avantajı budur.

Anne ve babanın laf birliği içerisinde partner bir tertip zihniyeti geliştirmeleri şarttır. Çocuğun onay görmeyen bir tutumu bir anne ve baba aracılığıyla engellenmeye çalışıldığında başka ebeveynin müdahale edip çocuğun bu davranışını sürdürmesine müsaade vermesi, hem bir çocuğun şartları öğrenememesine, hem bir de anne-baba içinde çatışmalara ne sebeple olur . Bu ise; sıkıntı yaşanmasına ne sebeple durumda olan çocukta,  suçluluk duygularına ne sebeple olabilmektedir .
Tek çocukların ilerideki yaşantıları ne türlü etkilenir?

Tek çocuk olarak ben-merkezciliği pekiştirilen, alaka merkezi olmaya alıştırılan; her gereksinimi , hiç geciktirilmeden karşılanan, sosyalleşmesine vesile verilmeyen bir çocuk benzer alakayı ilerideki yaşantısında da isteyecektir.

Girdikleri toplumsal ortamlarda, okulda, işte, yakın ilişkilerinde benzer alakayı göremediklerin de, öncelikli konuşma ve hüküm verme hakkı onlara verilmediğinde düş kırıklığı ve sinir yaşayabilirler, çevrelerine saldırgan davranabilirler ya da tam aksi olarak olması gerektiği kadar sevilmeye ölçüt olmadıklarını düşünüp içe kapanabilirler.

Doyumsuz olabilirler, hızlı bıkarlar, sevinçli olmaları pekçok koşul ile ilişkili olduğundan pratik sevinçli olamazlar, paylaşmakta zorluklar yaşayabilirler.

Sosyal ortamlarda onay görmeyebilir, dışlanabilirler.

İhtiyaç ve isteklerini başkalarının istek ve ihtiyaçlarıyla çakıştığında erteleyemezler.

Sürekli anne-babasıyla ya da ailedeki başka yetişkinlerle olmaya alışan çocukta itimat gelişimi de negatif etkilenir. Başka ortamlarda da kendine güvenemez, anne-babaya bağlı kalabilirler. Bu da, yetersizlik duygularına ya da her ortamda ayrıcalıklı olmak istemelerine ne sebeple olabilmektedir .

Sadece yetişkinlerle beraber durumda olan çocuklar, kendilerine yetişkinleri model aldıkları amaçlı kendilerinden beklentileri fazla yüksek olabilmektedir ve mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olabilirler. Bu ise, en basit hatalarında huzursuz olmalarına ve başaramama endişesine dönüşebilir, yepyeni şeyleri ve vaziyetleri tecrübe ile ilgili , başaramama korkusuyla ürkek davranabilirler.   Tenkite tahammülsüz olabilirler.

Okulda ve iş hayatında sebatsızlık ve ahenk sıkıntıları olabilmektedir .

 

ÖNERİLER


Tek çocuğa; öncelikle tek çocuk olarak değil, çocuk olarak davranmalı.

Anne ve baba söz birliği içerisinde partner bir tertip zihniyeti geliştirmeli.

Yaşına  uyumlu kurallar koymalı; bu kurallar kararlılık içerisinde uygulanmalı. Çocuk kurala uymanın keyfini, bundan yaşayacağı kabulün mutluluğunu yaşayabilmeli.

Beklemeyi, sabretmeyi öğretmeli; her istediğini hemen karşılama gayretine girilmamacı, gereken olduğu tahmin edilen  istekleri karşılanmalı. İsteklerinin yaşına ve ailenin şartlarına uyumlu hudutları olması sağlanmalı.

Üç yaşından ardından yaşıtlarıyla ya da yabancı çocuklarla birlikte olması sağlanmalı. Yuvaya gönderme fırsatı yoksa dahi çocuğu meydana gelen ailelerle görüşüp, çocukların birlikte meydana gelmesine , oyun oynamalarına, arkadaşlıklar kurmalarına vesile verilmeli.

Çocukla  sıkı kontakt kurulmalı. Kendisini tek ya da huzursuz hissettiğinde anne ve babasını hislerini anlatabilecek civarı  kendisine yakın hissetmesi sağlanmalı.

Yapabileceğinden fazla birşey beklenememeli. Daima muhteşem olmaya çalışmak çocuğu yorar ve başarısızlık korkusunu artırır.

Çocuğa söz hakkı verilmeli. Şayet bu, tüm hükümleri çocuğa aldırmak şekline dönüşmemeli. Uyumlu karar alternatiflerini sunarak, çocuğun birisini seçmesi istenmeli. (sözgelişi; bu oyuncak aracı alamayız, paramız yetmiyor şayet bu uçağı ya da gemiyi alabiliriz benzeri )

Bireyselliğinin gelişmesi  desteklenmeli. Giyinme, soyunma, yiyecek yeme, temizlik benzeri her çeşitli özbakımını yapmasına vesile verilmeli. Hanede yükümlülükleri olmalı, büyüklerine bağlı olmadan kendisinin ihtiyaçlarını karşılaması için desteklenmeli.

Anneanne, babaanne benzeri aile büyükleri çoğunlukla çocukların ben-merkezciliklerini pekiştirici biçimde davranırlar.  Onlara olabildiğince ve kibarca mani olunmalı, anne-babanın  kaideleri doğrultusunda davranış etmeleri sağlanmalı.


Unutulmamalıdır ki, tüm bu sıkıntılar esasında yalnızca tek çocuk olduğu için değil uyumlu olmayan anne-baba davranışları mevzubahis olduğu için meydana gelen sorunlardır.

Uzman Psikolog Esin Özer Bakır
Uzman Psikolog Esin Özer Bakır

1987 yılı İstanbul Bakırköy doğumludur. İlköğretimini Özel Selim Pars Koleji’nde tamamlamıştır. Ortaöğretimini Özel Uğur Lisesi’nde tamamlayan ve 2004 yılında mezun olan Esin ÖZER BAKIR, aynı yıl İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazanmış, 2008 yılında Onur Öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisans eğitimi süresince çeşitli anaokullarında ve Balıklı Rum Hastanesi’nde alkol ve madde bağımlığı ve psikiyatri servislerinde staj yapmıştır, “Alkol Bağımlılığı olan Babaların Çocuklarında Şiddete Eğilim” konulu staj bitirme projesiyle stajını tamamlamıştır. Mezun olduğu yılı t..........

Mail adresi : [email protected]

www.esinozerbakir.com